Versailles Sarayı, dijital dönüşümle ziyaretçilerine yeni bir deneyim sunuyor. OpenAI ve Fransız kültür teknolojisi girişimi Ask Mona’nın iş birliğiyle hayata geçirilen projeyle, sarayın bahçelerinde yer alan 20 heykel artık ziyaretçilerle konuşabiliyor.
QR kodla canlanan mitolojik karakterler
Ziyaretçiler, bahçede yer alan seçili heykel ve çeşmelerin yanına yerleştirilen QR kodları akıllı telefonlarıyla tarayarak heykellerin “sesini” dinleyebiliyor. Apollo Çeşmesi’nden Neptün Havuzu’na kadar pek çok simgesel yapı, bu sistem sayesinde tarihi ve sanatsal içeriklerle donatılmış bir şekilde konuşuyor.
Sistem, sarayın mobil uygulaması ya da web arayüzü üzerinden erişilebiliyor ve 13 farklı dilde içerik sunuyor. Konuşmalar, yalnızca bilgi vermekle kalmıyor; küratörler tarafından özenle seçilmiş anlatımlarla ziyaretçilere sanatsal semboller ve tarihi bağlamları hakkında derinlikli bilgiler aktarıyor.
Versailles’ın bu yeni uygulaması, kültürel mirası yalnızca gözle görmekle sınırlı kalmayan, etkileşimli bir deneyime dönüştürüyor. Mitolojik figürlerin ve tarihi karakterlerin seslendirilmesiyle ziyaretçiler, geçmişle daha kişisel ve ilgi çekici bir bağ kurabiliyor.
Ne anlama geliyor?
Bu proje, kültürel miras alanlarında yapay zekanın yaratıcı kullanımına dair çarpıcı bir örnek oluşturuyor. Ziyaretçilere klasik bilgiyi pasif şekilde sunmak yerine, onlarla diyalog kuran bir format sunulması; müze ve tarih alanlarında öğrenme deneyimini yeniden tanımlıyor. Gelecekte benzer uygulamaların diğer kültürel mekanlarda da yaygınlaşması, yapay zekanın eğitim, turizm ve kültür politikaları üzerindeki etkisini artırabilir. Versailles, teknolojinin geçmişle kurduğumuz bağı nasıl daha anlamlı hale getirebileceğine değerli bir örnek olarak tarihte yerini alıyor.
Buna da göz atın: Medya, yapay zeka ve güven krizi: Bilgi evrilirken toplum ne düşünüyor?



