Amazon, Alphabet, Microsoft ve Meta başta olmak üzere teknoloji devlerinin yapay zeka için başlattığı “dev yatırım dalgası”, sektörün finansal yapısını kökten değiştirmeye başladı. Bir zamanlar “hafif varlıklı” ve yüksek nakit üreten şirketler olarak görülen Silikon Vadisi devleri, artık tarihlerinin en büyük altyapı yatırım dönemlerinden birini yaşıyor.
Wall Street tahminlerine göre dört büyük “hyperscaler” şirketin toplam serbest nakit akışı (free cash flow), üçüncü çeyrekte yalnızca yaklaşık 4 milyar dolara kadar gerileyecek. Karşılaştırma yapmak gerekirse bu rakam, pandemi sonrası dönemde çeyrek başına ortalama 45 milyar dolar seviyesindeydi.
Analistlere göre şirketlerin yıllık serbest nakit akışı da 2014’ten bu yana en düşük seviyesine gerilemeye hazırlanıyor. Üstelik bu düşüş, söz konusu şirketlerin bugünkü gelirlerinin yaklaşık yedide biri büyüklüğünde olduğu bir döneme kıyasla yaşanıyor.
Big Tech’in yeni kimliği: Altyapı devleri
Yapay zeka yarışının merkezinde artık yalnızca yazılım veya modeller değil; veri merkezleri, sunucular, ağ ekipmanları ve enerji altyapıları yer alıyor. Bu dönüşüm, teknoloji şirketlerini giderek telekom veya ağır sanayi şirketlerine benzetmeye başladı…
Şirketler bu yatırımları “hayatta bir kez karşılaşılabilecek” bir fırsat olarak görürken, finansal tablolar üzerindeki baskı da giderek artıyor.
Serbest nakit akışı metriği, şirketlerin operasyonel giderlerini ve yatırım harcamalarını karşıladıktan sonra ellerinde kalan gerçek nakdi ifade ediyor. Bu metrik; borç ödeme kapasitesi, hisse geri alımları ve yatırımcı getirileri açısından kritik önem taşıyor.
Amazon ve Meta nakit yakmaya başladı
Financial Times’ın haberine göre analistler, Amazon’un bu yıl ürettiğinden daha fazla nakit harcayacağını öngörüyor. Şirketin yıl boyunca yaklaşık 10 milyar dolar nakit yakması bekleniyor. Amazon ayrıca 2026’da 200 milyar dolarlık yatırım planladığını açıkladı; bu rakam rakipleri arasında en yüksek meblağ olarak kaydedildi.
Amazon’un CEO’su Andy Jassy ise mevcut AI yatırımlarını şirketin yıllar önce Amazon Web Services (AWS) için yaptığı büyük harcamalara benzetiyor. Jassy’ye göre ilk yıllarda nakit akışı üzerinde baskı oluşsa da uzun vadede bu yatırımlar yüksek geri dönüş sağlayabilir.
Meta tarafında ise tablo daha karmaşık görünüyor. Şirket son altı ayda 55 milyar dolar borçlanırken hisse geri alımlarını da durdurdu. Bu, Meta’nın 2017’den beri uyguladığı geri alım programındaki en uzun duraklama oldu.
Meta’nın rakiplerinden farklı olarak gelir üreten büyük bir bulut altyapısı bulunmuyor. Bu nedenle şirket, kaynak yaratmak adına işten çıkarmalara yönelmiş durumda.
CEO Mark Zuckerberg geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, AI ürünlerinin ölçeklenmesine ilişkin “çok net bir planlarının olmadığını” kabul etti.
Alphabet ve Microsoft da baskı altında
Alphabet, 2015’te başlattığı hisse geri alım programı kapsamında ilk kez bir çeyrekte hiç hisse geri alımı gerçekleştirmedi. Şirket aynı dönemde 31 milyar dolarlık yeni borçlanmaya giderken, kısa süre sonra buna 17 milyar dolarlık yeni tahvil ihracı daha ekledi.
CEO Sundar Pichai ise yatırımların şirketi “teknolojik sınırın ön cephesinde” tuttuğunu savunuyor.
Microsoft tarafında da AI maliyetleri hızla büyüyor. Şirket, yalnızca fiyat enflasyonu nedeniyle bu yıl sermaye harcamalarına ekstra 25 milyar dolar eklemek zorunda kalacağını açıkladı.
Microsoft’un bilançosundaki sunucu, ağ ekipmanı ve yazılım varlıklarının değeri 2022 ortasından bu yana 61 milyar dolardan 191 milyar dolara yükseldi. Morgan Stanley analistleri, tüm bu harcamaların kısa vadede şirketin serbest nakit akışı üzerinde ciddi baskı yarattığını belirtiyor.
Veri merkezleri için “gizli finansman” dönemi
AI yatırımlarının boyutu büyüdükçe teknoloji şirketleri daha karmaşık finansman modellerine yönelmeye başladı.
Bazı şirketler, veri merkezi projelerini bilançolarının dışında tutabilmek için özel amaçlı holding yapıları kullanıyor. Bu yöntem sayesinde Wall Street yatırımcılarından ek finansman sağlanabiliyor ve bazı borçlar doğrudan şirket bilançosunda görünmüyor.
Oracle da benzer bir yapı kullanarak OpenAI ile bağlantılı yaklaşık 300 milyar dolarlık veri merkezi yatırımı planını sürdürüyor. Şirket geçen yıldan beri negatif nakit akışı üretiyor ve analistler Oracle’ın ancak 2030 mali yılında yeniden pozitif nakit akışına dönebileceğini öngörüyor.
Yapay zeka yarışı donanım maliyetlerini de şişiriyor
Dev AI yatırımları yalnızca şirketlerin nakit akışını değil, küresel donanım tedarik zincirini de zorluyor. Bellek çipleri başta olmak üzere birçok bileşenin fiyatı yükselirken, veri merkezi kurulum maliyetleri de hızla artıyor.
Bu durum, teknoloji şirketlerinin yatırım iştahını daha da pahalı hale getiriyor. Ancak buna rağmen şirketler geri adım atmak istemiyor. Çünkü sektörde hakim olan düşünce şu: Yapay zeka geleceğin temel platformu olacak ve geride kalan şirketlerin toparlanması çok zorlaşacak.
Nasıl yorumlamalı?
Big Tech’in yapay zeka yatırımları artık olağan bir teknoloji genişlemesinden çok, devasa bir sanayi dönüşümünü andırıyor. Şirketler milyarlarca doları veri merkezlerine, çiplere ve altyapıya akıtırken; yatırımcı getirileri, hisse geri alımları ve kısa vadeli kârlılık ikinci plana düşmeye başladı.
Ancak bu yarışın en dikkat çekici yanı, şirketlerin yatırımları tamamen gönüllü değil, zorunlu görmesi… Çünkü AI çağında geri kalmanın bedelinin, geçici finansal baskılardan çok daha ağır olacağı düşünülüyor. Bu nedenle sektör giderek bir “mahkum ikilemi”ne dönüşüyor: Rakipler harcadığı için herkes harcamak zorunda kalıyor.
Buna da göz atın: WEF: Yeni ekonomide büyümenin şifreleri



