Birleşmiş Milletler’in 2025 yılına ait Sürdürülebilir Kalkınma Raporu’na (Sustainable Development Report) göre, 193 üye devletten 190’ı, sürdürülebilir kalkınma hedefleri (sustainable development goals – SDG) doğrultusunda ulusal düzeyde eylem planlarını hazırlayıp sundu. Rapor, bu küresel taahhüt seviyesini olumlu bir gelişme olarak nitelendirirken, yalnızca Haiti, Myanmar ve Amerika Birleşik Devletleri’nin gönüllü ulusal değerlendirme (Voluntary National Review – VNR) sürecine dahil olmadığına dikkat çekiyor.
Küresel gerçekler: Endişe veren veriler
Rapor, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin 2030’a kadar küresel ölçekte gerçekleştirilmesinin mevcut gidişatla mümkün görünmediğini ortaya koyuyor. Hedeflerin yalnızca yüzde 17’sinde anlamlı bir ilerleme sağlanmış durumda.
Özellikle internet erişimi, elektrik altyapısı ve çocuk ölümlerinin azaltılması gibi temel alanlarda iyileşme gözlemlenirken; iklim krizi, eşitsizlikler ve biyoçeşitlilik kaybı gibi kritik başlıklarda ciddi gerilemeler söz konusu.
ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi ve 2030 Gündemi’ne karşı açık bir tutum sergilemesi de bu tabloyu daha da karamsar hale getiriyor. Dahası, dünya nüfusunun yarısı, artan borç yükü ve sınırlı finansmana erişim sebebiyle SDG yatırımlarını gerçekleştiremiyor.
Asya ülkeleri ivme kazanıyor
Doğu ve Güney Asya ülkeleri, 2015 yılından bu yana sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda en hızlı ilerlemeyi kaydeden bölge olarak öne çıkıyor. Yeni yayımlanan SDG Endeksi’ne göre, bu bölgedeki ülkeler özellikle sosyoekonomik hedeflerde kaydettikleri gelişmelerle dikkat çekiyor. Benin, Nepal, Peru, Birleşik Arap Emirlikleri, Özbekistan, Kosta Rika ve Suudi Arabistan da kendi bölgelerinde kayda değer performans sergileyen ülkeler arasında yer alıyor.
Avrupa liderliğini sürdürüyor
Finlandiya, bu yılki endekste birinci sırayı alırken, ilk 20’de yer alan ülkelerin 19’unu Avrupa devletleri oluşturuyor. Ancak bu ülkeler dahi iklim değişikliğiyle mücadele ve biyoçeşitlilik gibi alanlarda ciddi yapısal zorluklarla karşı karşıya. Çin listede 49’uncu, Hindistan ise 99’uncu sırada yer alarak ilk 100’e giren ülkeler arasında kendine yer buluyor.
ABD çok taraflılıkta en geride
Çok taraflılık (multilateralism) alanında ise Barbados, Birleşmiş Milletler temelli küresel iş birliğinde en yüksek puanı alan ülke olurken, ABD son sırada yer aldı. Bu düşüşte, ABD’nin 2025 başında Paris İklim Anlaşması ve Dünya Sağlık Örgütü’nden (WHO) çekilme kararı alması ve SDG’lere yönelik açıkça karşıt bir tutum benimsemesi etkili oldu. G20 ülkeleri arasında en iyi performansı Brezilya sergilerken, OECD ülkeleri içinde Şili öne çıktı.
Türkiye’nin performansı: Orta sıralarda, kritik başlıklarda gerileme
Türkiye, SDG Endeksi’nde 70,6 puanla 167 ülke arasında 73. sırada yer aldı. Ancak bazı alanlarda belirgin bir gerileme söz konusu: Fosil yakıt ve çimento üretiminden kaynaklanan karbon emisyonları, üretim kaynaklı hava kirliliği, sürdürülemez tatlı su tüketimi, artan obezite oranları ve bireylerin öznel iyi oluş düzeyindeki düşüş dikkat çekiyor.
Aynı zamanda, yolsuzluk algısındaki kötüleşme, basın özgürlüğündeki gerileme ve sağlık ile eğitime ayrılan kamu harcamalarının yetersizliği de Türkiye’nin karşı karşıya olduğu temel sorunlar arasında yer alıyor.
Finansman eksikliği en büyük engellerden biri
Gelişmekte olan ülkelerin yaklaşık yarısı, sürdürülebilir kalkınma yatırımları için gerekli kaynaklara erişim sağlayamıyor. Aşırı borç yükü ve uzun vadeli sermaye eksikliği, hedeflere ulaşmada ciddi bir engel oluşturuyor. Bu kapsamda, Haziran 2025’te İspanya’nın Sevilla kentinde düzenlenen 4. Uluslararası Kalkınma Finansmanı Konferansı’nda (FfD4), mevcut küresel finansal sistemin kapsamlı biçimde reforme edilmesi gerektiği vurgulandı.
Sürdürülebilirlik yatırımları yüksek getiri vadediyor
Raporda ayrıca, sürdürülebilir kalkınma yatırımlarının yalnızca sosyal değil, ekonomik anlamda da yüksek getiri potansiyeli sunduğu belirtiliyor. Küresel finansal mimarinin yeniden yapılandırılması, gelişmekte olan ekonomilere daha elverişli koşullarda sermaye akışı sağlanması gerektiği çağrısıyla destekleniyor. Bu adımlar, 2030 hedeflerine ulaşılabilmesi açısından kritik önem taşıyor.
Küresel irade Var, ancak eylem ve finansman açıkları sürüyor
Sürdürülebilir kalkınma hedefleri, yalnızca birer ideal değil; gezegenin ve insanlığın geleceği için somut yol haritaları sunuyor. 190 ülkenin bu hedefler doğrultusunda ulusal planlarını sunmuş olması umut verici bir küresel iradeyi gösterse de, mevcut ilerleme seviyesi bu taahhütlerin sahada yeterince karşılık bulamadığını ortaya koyuyor. İklim krizi, eşitsizlik ve finansmana erişim gibi temel sorunlar derinleşirken; kalkınma yatırımlarının hem etik hem de ekonomik fayda üreteceği giderek daha açık hale geliyor. 2030’a giden yolda, sürdürülebilirlik vizyonunun sadece söylemde değil, somut politika ve kaynak tahsisiyle desteklenmesi her zamankinden daha kritik.
Buna da göz atın: Sonsuz optimizasyon mitine direniş: Yeterlilik Etiği



