Dünya Ekonomik Forumu (WEF), 1 Eylül 2025’te yayımladığı Chief People Officers Outlook raporuyla, küresel iş gücü piyasasının ve insan kaynaklarının geleceğine dair kapsamlı bir tablo ortaya koyuyor. Mayıs-Haziran 2025 döneminde 130’dan fazla küresel şirketin İnsan Kaynakları yöneticilerinin (Chief People Officer) katılımıyla hazırlanan rapor, kısa vadede temkinli bir görünüm sergilese de, uzun vadede köklü dönüşümlerin kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.
Rapor, üç temel başlık üzerinde yoğunlaşıyor: İş gücü ve ekonomi görünümü, yetenek ve teknoloji ilişkisi, ve değişim döneminde insan kaynakları stratejileri. Öne çıkan başlıklar arasında organizasyonel yapıların yeniden tasarlanması, kurum kültürü ve amaç odaklılık, yapay zeka entegrasyonu ve insan merkezli liderlik bulunuyor.
Kısa vadede temkin, uzun vadede dönüşüm
Rapora göre, insan kaynakları liderleri 2025’in geri kalanına dair iş gücü piyasasında temkinli bir beklentiye sahip. Katılımcıların %42’si önümüzdeki 6-12 ayda önemli bir değişiklik beklemezken, %32’si daha zayıf bir tablo, %26’sı ise daha güçlü bir tablo öngörüyor. Bu dağılım, şirketlerin büyük bölümünün işe alım ve yeniden yapılanma kararlarını ertelediğini gösteriyor. Özellikle ABD’de düşük iş ilanı ve istifa oranları, bu temkinli yaklaşımın somut göstergeleri arasında yer alıyor.
Ancak uzun vadede bakıldığında tablo değişiyor. İnsan kaynakları liderlerinin büyük çoğunluğu, iş gücü dönüşümüne yatırım yapmanın organizasyonel direnç ve sürdürülebilir başarı için kritik olduğunda hemfikir.
Bölgesel yetenek görünümü: Parçalı ama umutlu
Yetenek dağılımına ilişkin bölgesel beklentiler de raporda öne çıkan bulgular arasında yer alıyor. Beklentiler bölgesel olarak şöyle şekilleniyor:
- ABD’de beklentilerin %47’si güçlü bulunuyor.
- Çin’de katılımcıların %56’sı yetenek arzının güçlü olacağını öngörüyor.
- Avrupa’da bu oran %43, Güney Asya’da %47 olarak ölçülüyor.
- Öte yandan Latin Amerika ve Karayipler’de güçlü beklenti yalnızca %25 seviyesinde.
Bu veriler, şirketlerin yalnızca yerel değil, küresel ölçekte yetenek stratejileri geliştirmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Uzaktan ve hibrit çalışma modelleri, dağıtık ekipler ve sınır ötesi iş birliği, rekabet avantajı yaratacak unsurlar arasında öne çıkıyor.
Çalışanların yeni öncelikleri
Rapor, özellikle genç kuşak çalışanların beklentilerinde köklü bir değişim olduğunu ortaya koyuyor. Esneklik ve anlam arayışı, çalışanların tercihlerini şekillendiren en önemli faktörler arasında yer alıyor. Katılımcıların gözlemlerine göre, çalışanlar artık “ne istediklerini bilen, net beklentiler ortaya koyan ve beklentileri karşılanmadığında işten ayrılmaktan çekinmeyen” bir profile sahip.
Bunun yanında, iş yerlerinde artış gösteren mental sağlık sorunları ve değerler üzerinden yaşanan kutuplaşmalar da dikkat çekiyor. Bu tablo, insan kaynakları yöneticilerinin kurum kültürünü yeniden inşa etme ve ortak bir amaç etrafında çalışan bağlılığını güçlendirme ihtiyacını artırıyor.
Yapay zeka: Hem fırsat hem risk
Yapay zeka, insan kaynakları gündeminin en üst sıralarında yer alıyor. Katılımcıların önümüzdeki 6-12 ay için belirlediği öncelikler arasında şu maddeler yer alıyor:
- %59’u, teknik departmanlarla iş birliği yaparak yapay zeka araçlarının tasarımı ve politikalarını geliştirmeyi kritik buluyor.
- %53’ü, yapay zekanın iş, görev ve süreçler üzerindeki etkisini haritalamayı önceliklendiriyor.
- %47’si, işlerin ve süreçlerin yeniden tasarımını öne çıkarıyor.
Yapay zekanın fırsatları arasında en çok öne çıkan alanlar ise
- Tekrarlayan görevlerin otomasyonu
- Kariyer gelişimi ve yeniden beceri kazandırma (upskilling)
- YZ’nin günlük iş akışlarına entegre edilmesi olarak sıralanıyor.
Buna karşılık yapay zekanın yol açacağı riskler sırasıyla şöyle belirtiliyor:
- Çalışanların teknolojiyi yeterince hızlı öğrenememesi,
- Beceri kaybı ve kariyer durağanlığı
- Veri etiği ve gizlilik sorunları…
İnsan kaynaklarının stratejik konumu
Rapor, insan kaynaklarının artık destekleyici değil, doğrudan stratejik bir işlev haline geldiğini ortaya koyuyor. Katılımcıların neredeyse tamamı, insan kaynaklarının artık “iş değeri yaratan bir fonksiyon” olarak görüldüğünü belirtiyor.
Önümüzdeki yıl için en yüksek öncelikli üç başlık şu şekilde sıralanıyor:
- Organizasyonel yapıların ve iş tasarımlarının gözden geçirilmesi (%53)
- Kurum kültürü ve şirket amacının netleştirilmesi (%50)
- İş gücü içinde yapay zekâ ve otomasyonun desteklenmesi (%47)
Bu dönüşümde başarılı olabilmek için İK liderlerinin sahip olması gereken temel beceriler ise:
- İş zekası ve stratejik düşünme (tüm katılımcıların %100’ü ilk üç arasında gösteriyor)
- Paydaş etkisi ve liderlik yetkinliği
- Dijital yetkinlik ve veri okuryazarlığı
Uyarlamanın ötesinde, yeniden tasarım zamanı
Jeopolitik belirsizlikler, ekonomik dalgalanmalar, yapay zeka ve değişen çalışan beklentileri, iş gücü piyasasını yeniden şekillendiriyor. WEF’in raporu, bu dönemin yalnızca uyum sağlama değil, iş yapış biçimlerini yeniden tasarlama dönemi olduğuna işaret ediyor.
İnsan kaynakları liderleri, organizasyonel dönüşümün merkezine yerleşmiş durumda. Şirketlerin gelecekteki başarısı, onların bu dönüşümü insan merkezli, kapsayıcı ve teknolojiyle uyumlu şekilde yönetebilmesine bağlı olacak.
Buna da göz atın: Çin, ABD ile rekabette çip üretimini üç katına çıkarmayı hedefliyor



